14
Ağu

Doğur Beni

4 Eylül Treni Ankara – Malatya Yolu

Yine de yüreğimden sızıp duran kan
Gömleğimin şahididir diyorum
Ama en az iki şahit gerekir bir gömleğin masumiyetine
İki zahit gerekir şimdi damarlarımdaki şarabın mahremiyetine
Durduramıyorum
Dürtüyor kulaklarıma çok uzak bir yerlerden sesin seni
Ve ilk kere şaşırıyorum buna
Halbuki asırlardır bir türküdür yanıyor beni
Kaçırmaya çalıştığın o gözler
Ne yaparsan yap tanıyor beni
Delik deşik olmuş bileklerim
Hâlâ bir kahraman sanıyor beni
Uzak kalmış bir iklimde
İşte bugün bir yiğit anıyor beni
Gözlerine biraz sahip çık
Acının derinlerine banıyor beni
Ya çöz şu zülfü
Ya daha da zorla
Ama kendine gel
Sıktığın boyundur
Sana kurban her yanımdan kanıyor beni

Oysa adımın ne olduğunu dahi bilmiyorlar
Şimdi burada ne işim var bilmiyorum
İnfazıma karar veriyor bir hakim daha ilk celsede
Oysa bir kere gülsen her celsede takacağım ipi boynuma
Merhameti bilmeyen bir insana
Merhameti merhametle anlatamıyorum
Ne yaparsam yapayım susturamıyorum
Parçalıyor gömleğimi yüreğim
Topraklarım hasretine susuyor
Susuyor adının geçtiği her cümlede avazımda kelimelerim
Susuzluğa bağıramadığım bir Kerbela’da
Su sesiyle çağır beni
Su sesiyle Kerbela’da
Bir susuzluğa bağır beni
Öldüğünü söylüyorlar
Duymamak için öldürüyorum
Onlar zannediyorlar sağır beni
“Meğer kan da kırmızıymış” de gözlerime bakıp bir zaman
Biteviye renklerin gölgesinde soğur beni
Ya sen gel unuttuğum ne varsa hatırlat yeniden
Ya ben geleyim unuttum dediklerimi unutabilmem için bir şeyler yap
Hafızamın celaliyle yoğur beni
Seni gerçekten öldürürsem eğer bir gün dokunamadığım bir yerinden
İnadına sevgilim orandan bir daha doğur beni.

Cem Hayat – 15 Ağustos 2015 – 00:11

...