11
Ara

Kocamustafapaşa.

Kocamustafapaşa

 

… kalktı ve camdan dışarı baktı. Göz göze geldiler. Adam sanki saatlerdir yukarı doğru kafasına hiç eğmeden bakıyor ve hiç boynunu oynatmıyordu. Gözlerinin yukarıya doğru olan açısı boynunun açısında 10 derece daha genişti. Onu gördükten hemen sonra kafasını indirdi. Emin adımlarla otomotiğe bastı. Zilin sesi apartmanın boşluğunda yankılandı. Adam şaşırdı. Neden zile bastı ki şimdi bu dedi içinden. “Kimsin lan!” dedi otomotiğin hoparlörüne. “Aç, seni daha fazla korkutmak istemiyorum.” dedi. Korkusunda daha fazla dellendi hatta cesaretlendi. Zaten cesaret korktuğunu bile bile onun üstüne gitmek değil midir? “Gel lan yukarı öldürcem seni!” dedi. Hemen cevap geldi: “Tamam geliyorum, korkma ama artık daha fazla kendini kaybediyorsun.

Yukarı doğru ağır adımlarla geliyordu. Yukardaki aşağı doğru küfretmeyü düşündü. Hem bir cesaret gösterisi yapacak adamı korkutacak, hem de komşuları uyandırcaktı yani yine korkusunda bağıracaktı. Sonra adam sessizce yukarı seslendi. Sakın patırtı koparma karşındaki daireyi kiraladım. Patırdı çıkartırsan kimse senin için geldiğimin farkına varamaz.

Son basamakları çıkarken göz göze geldiler. “Sen kimsin lan? Neden karşımdaki daireyi kiralıyorsun? Madem karşımdaki daireyi kiraladın?”, “Bu ülkede özgürlük yok mu? İstersem seni bile kiralarım. Ne kadar maaş alıyorsun? Konuya direk girmeyi severim. Ne alıyorsan 5 katını veriyorum ama aylık değil iş başına.”

“İşini sikim, ne işi siktirgit başımdan. 3 aydır her yerde karşıma cıkıyorsun, bak silahım var gebertirim sen, bir köşeye de atarım kimsenin ruhu duymaz.” , “Harika! İşini biliyorsun.” deyince adam karşısındaki manyağın kendisine baya yakından hatta uzun süre öncesinden tanıdğının farkına vardı. Hem heyecanlandı, hem de korktu. Ama daha çok rahatladı. “Gel bakayım içeri sen gel, kim olduğunu anlayacağız.”, “Heh şöyle… Siz Türklerle biz eski dost’uz. Ha-ha-ha!”

Burada bekle dedi ve koşarak yatak odasına gitti. Yatağının altından bir 14’lü çıkardı. Şarjörü çekti ve hızla adamın bulunduğu odaya geçti. Namluyu adamın kafasına doğrulttu.Arada 3 adımlık mesafe vardı. “Beni nereden tanıdğını çabuk söyle, yoksa kafanı dağıtırım.”, “Dur sana bir kaç isim sayayım, biraz zihnin açılır. Christpher Kuntz, Felix Magat, Natalie Romanov, Ahmet Seyhan… “Sinsice sırıttı. “Sırasıyla saydım di mi?” , “Sen beni neyle tehdit ettiğinin farkında değilsin galiba? 2 saniye sonra listenin sonuna seni de eklerim adi herif.Ne istiyorsun ulan söyle!” , “Söyledim ya maaşının 5 katını vereceğim sadece bir iş için, ama bundan sonra çok iş yapacağız. Seni kiralıyacağım.”

“Beni şef gönderdi. Yarım kalan bir borcun varmış, kaçtın sanıyordun yanıldın. Sadece ipini gevşettik. Şimdi kaldığımız yerden devam ediyorsun.”Adam şef lafını duyunca birden gevşedi, 1 sn içinde 5 sene öncesine tekrar döndü. Ne kadar ilginç, koskoca 5 sene… Huzur içinde yaşadığı 5 sene şimdi ona kısa bir tenefüs gibi geliyordu.

“Yapmazsam ne olucak?” diye sordu, artık sinirleri gevşemişti. Sanki merak ettiğinden sormuştu. “Yapmazsan ne olucak? Yapmazsan şu olacak: Valla öyle bir durumda seni kolay bir ölüm beklemiyor. Sen daha iyi bilirsin, hainler’le özel olarak şef’in ilgilendiğini.”, “Tamam sadece sordum, şef nasıl?”, “Şef iyi seni çok özlediğini söyledi, selamlarını gönderdi.”

“Kimi öldüreceğim?” , “Dur, sen bu işi baya unutmuşsun. Gerçi 5 sene geçti. En son öldürdüğün adam toprak olmuştur. Bizim camiada bir söz vardır , bilirsin: Cesedin kanı soğumadan, yüreğin soğursa olmuşsun demektir. Sen de olmuşsun. Ama unutmuşsun. Al şu anahtarı eşyalarını topla, bir bavul yap yeter. Yarım saate çıkmamız lazım. Yarın dan itibaran Kocamustafapaşa’da yaşayacaksın.”

 

Onur Dalar – 11 Aralık 2012

...