7
Nis

Kurduğum dünyada yaşamak zorundayım.

Kurduğum dünyada yaşamak zorundayım yoksa başkalarının kurduğu dünyalara dahil olmaktan başka şansım kalmayacak. Sonuçta bütün hayatlar kurmaca. Küçük kafalar. Kocaman dünyalar kuran minimini kafalar.

Kafaların içinde fır dönen gözler. Gözler gördükçe, burunlar kokladıkça işe koyulan beyinler. Neler neler kurarlar. Kurmaya bayılırlar. Hayaller, hedefler kurarlar. Delirmek isterler. Akıllanarak delirmeyi en çok isterler. Öyle kolay mı? Daha çok çalıştır beyni. Daha çok. ÇALIŞ! Birkaç insan duymuştum çok deli olduğunu iddia eden. Komik kafalılar sizi.

Ah siz de mi çok iyi bir insansınız? Ben de öyleyim. Az önce sordum, şuradaki bey de öyleymiş. Biz hepimiz çok iyiyiz. Kol kola girip kırlarda koşmak isteriz ama kırlar çok uzak. Asfaltta koşalım mı? Ama düşersek oramız buramız acır. Ben koşmam.

Kurduğum dünyada yaşamak zorundayım. Yoksa şu çocuklarla oynamaya başlarım yine ve çok sıkıldım o oyunlardan. Kendi oyunumu bulana kadar böyle değişik sıkılmalarla eğlenmeye karar verdim. Benim kurduğum dünya da böyle oluversin. Seninki çok mu farklı? Sen de başka türlü eğlendiriyorsun kendini.

Hep çamaşır suyundan böyle oluyor. Ne koyuyorlarsa içine. Aromalılar güzel kokuyor. Binaların içleri tertemiz oluyor onlarla. Hele aseton. En güzel koku onda. Pembe olanı süper.

Kafam çok dolu bu aralar. Karışamıyor bile. Ayrı ayrı her şeyin yeri. Herkesin yeri de öyle. Bir türlü karıştıramadım hepsini birbirine. Bir tek çamaşır suyuyla aseton arasında ilişki kurabiliyorum.

Temizlik yaptım biraz. 2011 ajandamı buldum. Bir sürü şeyle dolu. Büyük ihtimalle gidilememiş bir sürü şey. Artık yazmıyorum bile. Kendini tanımak güzel.

H. Gizem Taş – 7 Nisan 2015

...