1
Oca

Manifesto…

Hep bir engel çıkar ya hani, üçe giderken okul çıkışında anneni görmüşçesine mutlu olduğun zamanlarda. O engel ki, sebepsiz bir şekilde için neşeyle dolu uyandığın bir sabah açtığın son ses müziği, elinde ki süpürgeyle duvarına vurarak bölen yan komşuyla aynı örgüte üyedir. Ve ben o örgütün amına koyayım. O örgütün amına siz de koyasınız. Yarın ölebileceğimiz gerçeği bile engel olamıyor, belki ilerde devlet dairesinde işe girerim korkusuyla görünen yerlerimize dövme yaptıramamalarımıza. Çoğumuzun, çoğunluğun varlığından bile haberinin olmadığı sıkıntılarla, acılarla dolup taşmış beyninin her zerresi. Mutsuzuz, çoğumuz. Çoğumuzun annesi mutsuz ve onu mutlu etmek için yaşıyor çoğumuz. – Ona bir kez bile seni seviyorum diyememiş olmamıza rağmen. – Ve annesine bir kez bile seni seviyorum diyemeyen erkekler, çocuğunu uykusunda seven babalardan olmaya mahkumdur. İki kutu Extra içince, oturup üzülecek bir şeyler bulamayanlar bizden değildir. Bizler, daha birinci kutu bitmeden “böyle gelmiş böyle gidecek, korkarım vallah” diye bağıra bağıra şarkı söyleyen çocuklardanız. Odun sobasında kestane pişirmeyi sevenlere, en lüks mekanlarda bile cebindeki Prestige paketini utanmadan masaya koyanlara, sigarasını kibritle yakanlara, zengin çocuklarının parlak arabalarından nefret edenlere, kargaları sevenlere, ipsiz, sapsız ve en mutsuzlara selam olsun.

İyi geceler, kardeş.

Ocak 2012

Sokak Çocukları


5
May

Helallik..

Sırtını son kez gördüğümden beri
yüzümde, gidiş yönünde tekerlek izleri.
Mor gabriel, Neve-Şalom, Sultanahmet.
Hepsinin fotoğrafı önünde tek tek allaha yalvardım
dinle diye beni.
Şaşırma, ne de olsa hepsi
aynı allahın evi..

Çok hakkın var üstümde helal etmezsen
kul hakkı bu, şaka değil eğer helal etmezsen
dua etmeyi bir yana bırak
camiye gidip allahın halısına bile basamam utancımdan..

Ailesince dışlanmış cüzzamlı bir kurbağayım.
Kendime bile fazlayım bu ayıp bana yeter
Büyüklük sende kalsın, beni affet,
hem sen affedersen, belki allah da affeder..

Ali Lidar – 05 Mayıs 2011


23
Nis

Dünya Çok Küçük

İnsan özler bazen kalbinde yer etmişleri. Bu yerini beğenmeyenler dahi olsa yine de vazgeçmez onları özlemekten. Kapalı kutuları açmak için uğraşmaya başladığınızda bir hayli canınızı sıkacaktır. Sabırla uğraşırsanız eğer ister istemez içindeki ne olursa olsun sizin için değer kazanacaktır. Açtığınızda gördüğünüz hoşunuza gitmese bile sizdeki anımsatmaları beyninizde yer eder.

Zamanı bükemediğiniz sürece beyne iz bırakmışları unutamazsınız. Unutmak diye bir tanım yoktur boşluğa bırakmak vardır. İlham denen kavram bu boşlukların içindeki ağıt seslerini duydukça gelir. İşte o zaman boşluğa bıraktıklarınızla yüzleşmek zorundasınız. Herkesten gizlersiniz ama kendinizden asla kaçamazsınız.

Zaten her beden bir dünya değil mi ?

Dünya çok küçük…

Türker Uzun – 23 Nisan 2010


1
Oca

Korumalı: minnakprens

Bu içerik parola ile korunmaktadır. Görmek için lütfen aşağı parolanızı girin: