19
Eyl

Piano Piano

Piano Piano Bacaksız

Zihnimin, gözlerimin ve kalbimin ufkundaki berraklık yormakta beni… Kulak, kalp ve gözlerini çimento ile kum ortaklığı bürümüş milyonlarca insan var çevremde… Kapışıyorlar yoz olan ne varsa, kaliteli şeyler tüketilmekte, sessizlik ve eylemsizlik ile sürüp giden bu sorgusuz, alelade yaşamak sayesinde.

Öyle sıkılmaktalar ki yaşamaktan! Sadece eğlenmek istiyorlar yahu, hayret ediyorum! Bir film mutlaka eğlenceli olmalı mesela onlara göre, bir şarkı mutlaka ‘dum-tıs’ barındırmalı! Popülarite ekmekleridir, siyaset ise düzgün Türkçelerine meze olsun diye vardır mesela… Genelde istemedikleri işleri yaptıklarından, dört kişilik bir masada en az üç mutsuz insan olur akşamları.

Yeteneklerini keşfetmek için hiiiiç girişimde bulunmaz bu eylemsiz arkadaşlar! – Onlar o sırada popüler komedi filmleri izleyip, ‘zaman geçsin’ diye roman okumaktadırlar – Ellerine bir karakalem alıp annelerini çizmeyi denememişlerdir ama, bir ressamın yaşantısı hakkında konuşabilirler. Eğer tutucu bir yaşam sürüyorsa bu eylemsiz konuşkan kişi ; bir ressamın saçına sakalına laf eder, sosyalist bir yaşam sürdüğünü iddia ediyorsa bu eylemsiz konuşkan kişi, o ressamın şanslı doğduğunu ve bu yüzden resim yapacak yeri ve zamanı olduğunu öne sürer…

 

İnsanların, kaliteli, özenli ve birebir yaşamlar sürdüğünü görmeyi çok isterdim…

Yeni çıkan bir komedi filmi var, filmin fragmanı, 3 haftada yaklaşık 8.500.000 kez izlenmiş. Fragmandan bir diyalog, herkesin ağzında;

‘’ – Ne kesiyonuz bu bayram?
– Karı kız! ‘’

Bir film daha var, aramadan bulamayacağınız 1991 yapımı bir film, en büyük vidyo paylaşım sitesinde bulunamayan bir film ; ‘’Piano Piano Bacaksız’’

Filmde bir sahnede, yalınayak pazar yerinden geçen çocuk ; ‘en büyük umudum, birgün yeterli paraya sahip olunca, bu lastik çizmelerden alabilmekti. Benim olmasalar bile çizmeler vardı ya! Birgün benimde olabilir demekti bu’ diye anlatır.

Sonra, bir diyalog daha mesela ; birkaç ailenin birlikte yaşadığı bir fakirhanenin bahçesinde, bir kadın çamaşır yıkarken şarkı söyler. Bu güzelliği gören ev sakinlerinden biri, küçük Kemal’in yanına oturur ve şunu söyler adam, o kadın için ;

‘’ – Bak Kemal! Ne kadar güzel! Bütün gün Beyoğlundan çamaşır topladı, fırından köz getirdi, çamaşırları yıkadı, karnını doyurdu. Şimdi şarkı söyleyip mutlu olabiliyor, şarkı söyleyebiliyor, düşün bi kere! Üstelik sesi de güzel değil! ‘’

Bir sahneden bir bölüm daha yazacağım ; ‘‘ Kim ‘çocukların avunmaya ihtiyaçları yok’ der de onları hafife alırsa yanılır! O minik yüreklerinin yalnız oyunla avunabileceğini sanmak ne büyük bir yanılgı… Yaşamım boyunca babamın beni bir kez daha öptüğünü anımsamıyorum.’’

Komedi filmlerini ben de izlerim ara sıra, hem biliyorum, bazı filmler bazı bünyeye ağırdır ama, yine de tavsiye ediyorum; ‘yalnızca’ soyut kahkahalarla geçmesin güzel ömürleriniz, somut gülümsemeleriniz de olsun ara ara… Hayat fena güzel ve anlamaya, sorgulamaya değer…

Sizi seviyorum.

Feyyaz Alaçam – 19 Eylül 2014

...