4
Ağu

Süreklilikler ve Kırılmalar

Toplu iğnenin başı kadar yer kaplamadığımız şu evrende öyle büyük kin, nefret duyup silah ve ölüm tüccarlarının avuçlarına yatıyoruz ki hepimiz tam da onların istediği gibi iğnelerimizi sivriltip, aynı kandan aynı candan geldiğimiz o insanların yüreklerine saplıyoruz.

Sürekli bileniyoruz parçalanarak. Bilendikçe izin veriyoruz soykırımcılara bizi birbirimize katmaları için.

Bir gün hepimiz bir kaşık suda boğulacağız haberiniz vardır umarım. Çünkü su tükeniyor dünyada ve bu ırkçılığı bu cahilce yobazlıkları ve bu çöplüğe dönmüş insan yaşamını temizleyebilecek bir şey kalmayacak geriye.

Kadınlar erkeklerden aşağı değildir ve kadın döngüleri bir zamanlar kutsanırken hatta erkekler kadınların doğayla olan bütünlüğünü taklit edip, kendilerinden bir parçayı kesip toprağa bahşederken hala bunu tartışıyoruz.

LGBTİ’liler bireydir ve kendilerine has kimlikleri vardır ancak hala istismar ediyoruz kendi ‘bilmediklerimiz’ üzerinden! Yani cahillikten!

Ateizm bir hastalık değildir, evrenin kaostan mükemmel bir düzene girmesinin arkasında bir yaratıcı aramamak ve daha çok fizik ile bağlantı kurmaktır. Eski dönemlerde çok tanrılı inançların varlığını şimdi yalanlarken gelecek yüzyıllarda da tek tanrı inancı yalanlanabilir. Kur’an ise bir anayasadır çoğu Ateist’in gözünde ve zamanında insanları düzene sokmak ve belirli anlayışları sağlamak için bir lider tarafından yazılmıştır. Neden olmasın? Neden bu fikre sahip insanlar kafir oluyorlar? Böyle sığ bir mantığı ben kabul etmiyorum. Allah var ya da yok. Ben iyi bir insanım ve tüm canlıların yaşamına saygı göstermeye, evrene aşina olmaya gücüm yettiği kadar devam edeceğim. Ateistlere ‘kötü insan’ diyen cahil cühelaya kesinlikle bir kelimemi bile asla ziyan etmeyeceğim. Varsın yaptığım güzellikleri görmesin Allah, ben ona Edip Cansever’den bir karşılık vereceğim; Ne çıkar siz bizi anlamasanız da?

Dünyadaki en büyük ayrımcılık küçük beyinlerin kanser gibi çoğalmasına sebep verdiği ırkçılıktan daha da büyük çapta olan ‘Su Ayrımcılığıdır’. Amerika’da günde 600 lt su tüketilirken, Afrika’da bu rakam günde 6lt’ye düşüyor. 5 yaşından küçük çocuklar sudaki mikroplardan dolayı ölüyorlar. Sevgili erkek arkadaşımın Latin Amerika yolculuğu esnasında tanık olduğu ve anlattığı şu sözler de hala boğazımı acıtır; ‘’Kendi idrarını içen bir çocuk ..’’

Türkiye’nin çok büyük siyasi problemleri ve insan hakkı ihlalleri var. Hak ihlallerinden biri de Türkiye’de ki ya da benim daha fazla sevdiğim adıyla Anadolu’mdaki tüm tatlı su kaynakları, ırmaklar ve göller 49 yıllığına yabancı şirketlere satılmıştır. Nasıl bu toprakları parsel parsel satıyorlarsa işte suyumuzu da basamak basamak sattılar. Hes oldu sular, kurudu; Nükleer oldu topraklarımız, zehirlendi! Hiç biriniz evet kanı kandan üstün tutan siz ulu milliyetçiler ne yaptınız bunun için? Ne yaptınız bir insana çok gördüğünüz yüce topraklarınız için!

İğrenç bir oburluğun içindeyiz. Akıllarımız, ahlakımız, vicdanımız sömürgeleştiriliyor ve ne yazık ki bunu söylemekten utansam da hastalıklı bir toplum içindeyiz. Ve bilelim ki, ‘’Hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir koşulu olamaz.’’

 Gökçe Atik – 02-04 Ağustos 2015

...