3
Tem

ve tanrı doktoru yarattı

  “Ben uyurken duvarıma tırmandın, güllerimi yoldun. Ve bütün şikâyetin sen uyurken bahçene girenlerdendi.”

 Özdemir Asaf 

Yaklaşık 2 hafta oldu. Biteli.

2 yıl, 730 gün, 17.520 saat, 1 milyon 51.200 saniye…

Koca bir süre zarfı birlikte olduğum insan, benim için biteli.

Hep korkardım ayrılıktan, onsuz ne yaparım falan. Hani düşünürsün ya, klasik şeylerdir… Onsuz olmaz, nasıl yaparım? Değeri çok büyüktür, öleyim daha iyi! Hepsini yaşadım, merak etme.

İlk 1 hafta ölü gibiydim diyebilirim. Ölüydüm belki de. Beni öldüren hastalığı 6 yıl insan eti parçalayarak eğitim hayatını tamamlayan beyaz önlüklü adam bilemezdi. Senin hiç 1 milyon 51.200 saniyen oldu mu Doktor?
Olmadı biliyorum ya da olmuştur, ama çıkar ilkönce o beyaz önlüğü.  Aşığın halinden aşık anlar derler ya, öyle sallamasyon bir şey değildir bu. Bu gerçektir. Ben de her aşık gibi kendi hastalığımı kendim teşhis ettim.
‘Ağlayamamak’…
Öyle bir meret ki bu hastalık, ancak kendinden bahsedince ağlar aşıklar.
Öyle bir hastalıktır ki; size sevdiğiniz insanı, hani o parfümünü beğendiğiniz var ya,
tam anlatamadım mı, hani şu saçları size ipek gibi görünen, kusur bulamadığınız,
saatlerce aptal gibi gözlerine bakabileceğiniz…
Onu düşman eder.. Gözünüzde onu yer bitirir. Yok eder adeta..
Onun için bir kez ağlayabilsem dersiniz, yok olmaz! Zorla çıkacak değilim ya kardeşim! Der.
Haklıdır nitekim… Hastalık bu işte. Peki ama bu hastalığın mikrobu ne?
Hemen söyleyeyim kardeşim.
– Sana artık ilgi göstermiyorsa;
– Artık gözlerine bakmıyorsa;
– Sanki artık onun için ‘birisi’ varmış gibi hissediyorsan;
– Artık seni bir çırpı da, bir cümle de, bir kelime de, bir harfte, bir nefeste! Bırakabiliyorsa..
– O hiç sevmediğin eski sevgilisi olan tipsiz piçle yıllar sonra bile konuşabiliyorsa…
– Ömrünü adayacağım erkek dediğin o eleman, o sürtüğün sarılmaktan yara olmuş kollarına atıyorsa kendini senin yerine…

Sen artık o mikrobu vücuduna almışsın kardeşim.
Bilirim susmak istemiyorsun. Bilirim ona nefretini kusmak istiyorsun.
Sen nasıl bir şerefsizmişsin lan? Demek istiyorsun. Hatta en iyi bildiğim de Türk Dil Kurumu’nun
Argo departmanından bütün küfürleri çalıp ona yollamak istiyorsun.
Her şeyi biliyorum. Çektiğin acıyı da biliyorum. Onu artık istemediğini, ama ona küfür etmek istediğini!..
Her şeyi.
Bu arada hastalığı unutmayalım… Hastalığın sonu ölüm değil.. Sadece bazısını öldürür benim gibi. Sen kurtulabilirsin kardeşim.
Ama canın çok yanar, kanser hastası gibi yanar, yürüyemeyen bir çocuğun o yuvarlak 3 kuruşluk topa vurmayı istediği gibi yanar.
Yine de istersen söyleyeyim; bir tek şekilde ağlayabilirsin onun için…
O’da, karşısına geçip; anasından-avradından girip çıkarak.
Sen bu muydun lan? Sen bu kadar mıydın?… En çokta bunu derken ağlarsın.
Ben ağlamadım, hala umutla o günü bekliyorum. Ama bir bardaktan halliceyim. Son damlayı bekleyen…

Emre Mert Gül – 03.07.2012 Salı; 04.11

Tags:

...