Yazar Arşivi

0
17
Ara

Mihmanın Saltanatı

durduğum yerde doğrulup
omuzlayabilir misin çürümüş nefesimi
”su çürür”, insan çürümekten parçalanır
sen ey düşkünlerin düşkünü!
çürütebilir misin kalbin etrafında,
eteksiz sema dönen rüzgârın iradesini
o ki
yılkılarca dalgalandırmış geniş omuzlu bozkırı
ve kürt dağlarının yalnız ağacının el süreni,
çıplak bırakan yangınların kibirli yalnızı
dur diyebilir misin karşısına dikilip
önüne kattığını toplayabilir misin
ektiğini sakınıp,
biçtiğini yediğinden çok tutabilir misin elinde
baş eğ
bin yıllar evliyaya gölge duran anadolu’nun
baş kaldıramazsın sağır fermandarına

baktığım yüzünün şiirini çizebilir misin
baktığında orda olmayacak olanın
sesinin şiirini duyabilir misin
sen ey acizler acizi!
bir aşktan bir aşka tohum taşıyan,
insan söktükçe
üflenip toğrağa can diken hükümdarın
ellerini kesebilir misin

Baran Tezdönen – 17 Aralık 2016

0
20
Eki

İnsan

Yeni alınmış bir nefesin hislerini merak ettin mi sen? Derdi senin derdinden, yaşamak arsuzu yaşamak arzundan daha mı değersiz sanıyorsun. Amacını bildiğini sanırsın ve ancak sandığının doğru olduğuna inanırsın. Doğrular gerçek değildir ama sen bunu bilemezsin. Kendi varlığını, içine çektiğin havayı bile anlamaya çalışmadan ve tahakkümler zincirini yüreğine sararak sağlama alırsın. Yaşadığın ve öldüğün zamanın kimine göre bir göz kırpış anı kadar kısa olduğunu kabullenmeden dünyaya sayılarla ve sözlerle anlam verdiğine inanırsın. Belki de insanlığın afyonu, kendini kandırma isteğinin dünden bu güne sürüp gelmesi gerçeğidir.

Yeni alınmış bir nefesin hislerini hiç merak etmedin sen.
Çünkü sen, aksini her şekilde ispatlamaya çalışsan da, kendinden başka hiç bir varlığı düşünemeyen ilkel bir varlıksın. Görünüşün ve davranışların aksini söyleyebilir ama inandıramaz. Seni kendine inandıran yalanların ve aldatmacaların, hayatta kalmanın tek sebebi.
Bu ırkına has bir ‘övgü’.

İnsan
Ne olduğunu kendine soran, kendisini yazan ve anlatan, belki de evrendeki en egoist biyografiyi yazan ırk, insan.

“Uygarlığı insanlar kurmuştur”

Yani varsayımlar üzerine hareket eden, topraktan çıkardığı ve geçmişe ait her kalıntıya hayretle bakan, dününün ne olduğunu bilmeden bugün ne olduğunu anlatmaya çalışan zavallı varlık. Kendine verdiği kimliğin bir gün karşısına çıkacak bir şeyden dolayı yalan olduğunu öğrenince kızacak kimsesi de olmayacak.

Ama işte insan.
Suçlayacak birileri hep vardır. Suçlayacak.

Baran Tezdönen – 20 Ekim 2016

0
14
May

Gam Sarhoş

Gamdan düşer gibi bahtsızdım
Ve tahtsızdım kulluk edenlerin karanlığında

Yerin kabuğunu seyredip, yaramı bulmak,
Mutlak suretle yüreğimi sömürürcesine kanatan bu acımdan
Dergâhları viran eden,
Ermişlerin Edna’sını kum saatinin iki yakasına bölen
Ve zamanın katli vacip sayılan hırslarından öteye
Yani sevdasını parmak uçlarından kaçıran dertlilere
Avunacak bir sebep vermek niyetine,
Mutluluğu başkasının aşkında görmeyi öğreten Şems’e
Bitmeyeni makbuldür bu aşk yolunun diyen Feryadi’ye
Baş eğip, boynumuz aşktan böyle ince
Diyebilmek ümidi ile
Ateşin göbeğine attım kendimi binyıllar önce
Savurmazsa namerttir zerremi göğün tekparçavatan yüzüne
Ve namerdim, göğün yüzüne konmuş tahtımdan
Yağmazsam boğarcasına Yezid’in kavmine
Yıkmazsam damarlarında kan değil nefret akanların saltanatını
Kavuşmazsam bir körpe fidanın toprağa mecbur ayaklarına
Namerdim!
Suretinden öteye bakıp, yüreğinin kanatlarına sarılıp
Görmezsem Allah’ın kokusunu
Namerdim!

Canımın Muhtevası’na II

Baran Tezdönen – 14 Mayıs 2016

0
2
May

Masum-u Gayb

Yalana bulaşmış dünyanın çekimi değil,
Beni ayaklarımdan çivileyen toprağa
Senin yüreğinin davetkar sevgisidir,
Kanatlanıp uçmayışımın sebebi uzayın karanlığına
İrademdir!
Hürriyetle sarılsın karanlık
Mahsumiyeti açık eden aydınlığa
Baldırı çıplaklar koşsun
Ellerinde aşk ile nefretin tahtına
Ki onlar secde yüzlü sübyanlardır
Dost bilirler, dertliyi görüp derman dilerler
Öyle buyurmuş sezenlerin Allah’ı,
Yüreği temizin sevdası paklar bu kahpe dünyayı
O’nun nefesi son verir lanetle yanan mumun ömrüne
O’dur saplanmışları, kaybedenleri tutan
Karanlığın kuyusunda kararmış bahtlarından
Fısıldayan O’dur kıyameti insan olanın ruhuna:
Dinle!
Sözü değil, yüreği dinle!

Canımın Muhtevası’na

Baran Tezdönen – 02 Mayıs 2016

0
9
Oca

Fariğ Olanın Sırât’ı

Bir kabuğa bağlanmış ömrümün Sırât’ı
Bastıkça kanatır, bu Nil akışlı yarayı
‘Oku’ kelâmını bilir gibi bil,
Derindir bahtımın kara gözlü muhtevası

Hafifliği eştir, eşittir
Dünyanın sonunu getirecek ateşin odunluğuna
Ağırlığı eştir, eşittir
Ruhumun ağırlığıyla ezilen Azrail’in çilesine
Acısı, çölü okyanusa meylettiren gözün yaşıdır
Sınır bilmez,
Elleri Allah’ın eteğini ıslatır
Adap bilmez,
O’nun huzurunda isyana buyurur!

***

Buyrulur,
Yükü olmayan Sırât’ı tek nefeste geçer
Ama aşkın yükü dolanmış, sarmışsa bedenini
Cehennemin orta yerine diker sancağını
Bundandır,
Sen de uğraşma kir ile irin ile Genç Cato
Kılıcını hangi vicdansıza savurursan savur
Hangi masumu dikenli tacından azad edersen et
Dans eden alevlerin arasından bir el,
Ki o el aşkınla şekil bulur,
Uzanıp yüreğinden çeker seni İlahi Komedya’nın cehennemine
Hak budur!
Yaşarken mutlu ettiğin yüreklerin ihaneti
Azad ettiğin köylünün, ancak davrandığı kadar müşfiktir

Baran Tezdönen – 09 Ocak 2016