Yazar Arşivi

0
9
Eki

“Ulan ben böyle hayatın !”

Hepinizin dertleri var değil mi? Çok acı çekiyorsunuz değil mi, hayatınız çok berbat.  Geçen yine öyle bir adamla tanıştım çalıştığım yerde. 60 yaşında, taşeron firmanın gönderdiği temizlikçi. 60 yaşında ama 80 yaşında gibi gözüküyor. Çocugunun 30 milyar kredi kartı borcu varmış, babası borcu ödemek için kredi çekmiş. Sonra 2 senedir ortada yok çocuk.

Adam diyor ki: ” 2 sene önce emekli olup, köye geçecektim. Şimdi başıma bu bela çıktı, mecbur çalışıyorum. Çalışıyorum da noluyor aldığım para asgari ücret, nah öderim. Altı ay daha ödeyemezsek hapis yatacağız anasını satayım. ama evlat işte kızamıyorsun ki… Gelse “baba affet” dese yine sesimi çıkarmam.”

Bir gün yine işten çıktık. Ben metroya yürüyorum, abi de yanımda. Dedim, “abi sen nerden gidiyorsun?”.

-“Ben tabanvay, burdan eve yürüyorum.”
-“Nerede abi evin?”

Her gün eve 2 saat yürüyormuş. Para biriktirmek için… Ben o halimle metroya gitmeye üşeniyorum. Ama ilginç olan adamın yine de yüzü gülüyor. Biz hani kolpadan dertlerimize, kolpadan acı çekiyoruz ya… Elimize biraları alıp, “kederlenmek” için boğazı gören yerlerde biralarımızı içiyoruz ya… Hey yavrum hey! Memleketin insanı acı çekmeyi “zanaat”eylemiş. Oysa onlar senin benin gibi Dostoyevski falan okumuş adamlar da değiller. Hani diyor ya adam (tam olarak hatırlamıyorum) dişimiz ağrırken çıkardığımız feryatlardan içten içe zevk alıyoruz. Dostoyevski’nin dediği o kolpacı adamlar biziz, sensin, benim… Ama o abi öyle değil gerçekten acı çekiyor. Başka çaresi olmadığı için, kaderi bu olduğu için, başka yolu olmadığı için öyle değilmiş gibi yapıyor.

Ulan ne iş ya… O anlattığım abi anasını siktiğimin yerinde sigara arasında iki dakika geç geldi diye, yirmiiki yaşında siktiğimin müdür olmuş kızından azar yiyor. “Nerdesin sen!” diyor amına kodumun kızı “utanmıyor musun bu yaşta?” diyor. Ama hayatım boyunca unutmayacağım , o anda abi’nin o gülümseyişini, acı acı gülümseyişini , “Haklısınız Nurcan hanım.” demesini. Hiç bir zaman unutmayacağım. Abi orda içinden ne diyordu, o kadar iyi anladım ki o gülüşünden. “ulan ben böyle hayatın anasını avradını sikeyim!”

 

Onur Dalar – 8 Nisan 2012

0
8
Eyl

BORRRRRRRRRR!!!!!!

 

”Pizzanız kaç dilim olsun? Sekiz…”

Pizzacılarda işi sadece pizzayı parçalara ayırmakla görevle birisi vardır. İşte bizim dükyanda da öyle bir adam var, ”AGA” doğulu falan değil Bartın’lı. Çok seri konuşuyor.

-Abi sen işe motorla gidip geliyorsun di mi?
-Evet, güzel di mi? (Bu cümlenin ”kafan sikilmeye hazır mı?” uyarısı olduğunu keşke daha önce farketseydim)
-Aynen abi sağlam motor ya… Abi sen neden… (yarım kaldı)
-Güzel tabii ya. Şimdi bana diyeceksin ”abi sen neden motorculuk yapmıyorsun da mutfaktasın, madem motur kullanmayı da seviyorsun?” Kardeşim ben motor kullanmanın hastası ve motor kullanmayı özel zevk haline getirmiş bir adamım. Ben o motoru aldığımda o parayla evleniliyordu. Ben o motoru almak için nişan attım lan. Babam dedi ”oğlum sen manyak mısın? karı alacağını motor mu alınır?”, dedim baba ben motora binmeyi daha çok seviyorum. (Mutfaktaki herkes sırıtır, bu arada baya bir pizzayı anlatmanın verdiği gazla parçalara ayırdı.) Lan moturu aldığım ilk günü hatırlıyorum. Eve bir gidişim var… OFFFFF… Çektim kapının önüne makinayı, gaz veriyorum…. BORRRRRR, BORRRRRRR, BORRRRRRRRR…. Bizim bilader çıkmış kapının önüne, komşular demiş ”Noluyo lan deprem mi oluyo, sallandık mı ” Öyle bir motor. Benim özel zevkim aga bu…
-Anladı….(yine yarım kaldı)
-Diyceğim bu benim özel zevkimse kardeşim, ben bunu iş olarak yapmam. Niye yapayım ya, insan sevdiği işin yapmalı derler ama hikaye o. Ben işten çıkıyorum abi, kaskımı takıyorum ağzımda da sigara. Güngörene kadar basıyorum. BORRRRRRRR, BORRRRRRR…. Yanımda Mercedes mi geçiyor, Bmw mi? Sikimde değil… Bi basıyorum BORRRRRR diye, yaprak gibi bakıyorlar. İçinde kim bilir hangi orospu çocugu var. İşte ben bu zevki her gün yarım saat tadıyorum, niye 12 saate yayıp içine edeyim anladın mı?
-Evet abi, ben aşağı iniyorum yemeğe, pizzam çıktı.
-Dur lan ben de geliyorum, beraber yeriz. Bak sana ne anlatıcam şimdi, motorla memlekete gittim bir defa….

 

Onur Dalar – 10 Eylül 2012

 

0
21
Ağu

Bir Banka Soygununun Hazırlanışı – (2)

Soyguncu-2‘nin evinde iş çıkışı buluşmuşlardı. Soyguncu-2 yalnız yaşıyordu. Küçük yemek masasının etrafındaki 3 tahta sandalyeye oturmuşlardı. Her şey filmlerdeki gibi olmalıydı. Saatin geceyarısını geçip, etrafın sessizleşmesini beklediler. Planı yapan Soyguncu-1 birden çok kararlı bir şekilde ciddi ses tonuyla konuşmaya başladı. Arka cebinde bulunan 8’e katlanmış kağıt parçasını çıkardı, açtı, masanın üstüne koydu… ve çizimi gösterdi.

-Bakın beyler, burası Merkez Bankası.
-…
-…

Soyguncu-2 ve Soyguncu-3 şaşırmış bir şekilde Soyguncu-1‘e bakakaldılar.

-Şaka lan şaka, bir sikim değil…

Güldüler.

Soyguncu-2 kağıdı buruşturup attı.

2: Hadi sikicem şakanı, ne anlatıcaksan anlat.

1:Şimdi bize 3 tane silah lazım. Onun için de para lazım. Merak etmeyin ben para işini ayarladım, silahları da ayarladım.

Soyguncu-1 silahları çıkarıp masanın üstüne koydu. Soyguncu-3 hemen bir silahı eline aldı. Öyle bir kavradı, tekrardan masanın üstüne bıraktı.

3:Ben kullanmayı bilmem.

2:Ben askerde kullandım. Ama 3 atış yaptım, hepsi de karavana. Başka da attırmadılar zaten.

1:Ben de Vietnam’da Amerikan Ordusunda savaştım. Biliyom bilmediğinizi amına koyim. Ben de keskin nişancı değilim zaten çok bilmenize de gerek yok.

(…)

1: Gireceğimiz yerin 1 tane güvenlik görevlisi var zaten. Bir şey olursa çıkartıp sıkarsınız herife. Ama amaç o değil. Amacımız mümkün olan en az hengame ile silahımıza davranmaya gerek olmayacak şekilde bir an önce paraları alıp ordan uzaklaşmak.

2: Aynen ne gerek var amına koyim

1: Tabi lan

3: Nasıl olacak o? Adamlar bize ”buyrun,soyun bankayı” mı diyecekler?

1: Şöyle olacak. Güvenlik görevlisi hep kapıda durmuyor. Çoğu zaman makinadan numara vermek için, insanlara yardımcı olmak için içeride oluyor. İşte herif içeride olduğu bir anda üçümüz aynı anda içeri dalıcaz. Bir kişi silahı adamın alnına dayıycak, diğeri de silahla ense köküne bir tane patlatıp adamı bayıltcak.

3: Kim alnına dayıycak, kim patlatcak kafasına silahı?

1: Ben vururum ense köküne, silahı da bu (soyguncu-2) tutar.

3: Ben napcam?

1: Sen bi şey yapmıycan çünkü salaksın. Bayıltcam diye herifin kafasını patlatıp öldürürsün, Elinin ayarı yok.

2,1: HAHAHHAHAHAHHAHAHAHA (gülüyorlar)

3: Siktir lan

1: Sonra bunla (soyguncu-2) ben paraları çuvallara doldurcaz.

3: Onu da mı ben yapmıycam amına koyim?

1: Hee,evet. Sen doldurana kadar polisler gelir, kıçını kaldıramazsın.

2,1: HAHAHAHHAHAHAHAHAHAH(yine gülüyorlar)

3: Ben ne sikim yapıcam, gelmeyeyim bari amına koyim.

1: Valla ne yalan söyleyeyim, planı yaparken senin bir boka yaramayacağını farkettim. Keşke bu beceriksize söylemeseydim ikimiz yapardık dedim içimden.

2,1: HAHAHAHHAHAHAHAHAHAH( soyguncu-3’ün siniri bozuldu artık)

1: Ama iş işten geçti dedim , artık soygun yapacağımızı bildiğinden mecburen bizimlesin.

3: Hay sikim yapacağın planı ya.

1: Şaka bir yana sana en önemli görevi verdim ortak.

3: Ne lan, ne!?

1: Biz güvenlik görevlisini bayılttıktan sonra, silahını havaya kaldırıp bağıracaksın: ” ELLER YUKARI, BU BİR SOYGUNDUR! TERS BİR HAREKET YAPANI MIHLARIM! KİMSEYE ZARAR VERMEK İSTEMİYORUZ, BİZ ADS-ZAK ÖRGÜTÜNÜN MİLİTANLARIYIZ!”

3: Ne örgütü lan, sen bizi siktirmeye kararlısın galiba!

2: Harbi lan, örgüt nerden çıktı?!

1: Ulan saf herifler, ortaya bir örgüt ismi atıcağız ki hem zaman kazanalım hem de bizden şüpheleri azalsın. Nasıl olsa sicilimiz de temiz. Dikkatler başka yere çekilir.

3: Ne diycektim peki, neydi örgütün adı ?

1: ADS-ZAK!

3: Ne demek o?

2: Açılımı ne?

1: A-lemi D-erinden S-arsıcaz ! Z-enginlerin A-mına K-oyucaz !

1,2,3: HAHAHHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAH( sırayla anırdılar)

 21 Ağustos 2012

1
19
Ağu

Bir Banka Soygununun Hazırlanışı – (1)

            “50 yaşında dünyaya bakışı 20 yaşındaki bakışıyla aynı olan adam hayatının 30 yılını boşa harcamıştır.” Muhammed Ali

 

SOYGUNCU (1): Hani derler ya; insan, zaman ve mekan düzleminde yaşar diye… Hakkaten öyleymiş. Ben bunu gecenin bir saatinde kafamı yastığa koymuş uyumaya çalışırken farkettim. Birden içime bir şey oturdu. Küçük bir hesap yaptım. Bulunduğumuz yıldan, doğduğum yılı çıkardım ve önümüzdeki 29 şubatta 29 yaşıma gireceğimi farkettim. Doğumgünüm 4 yılda bir olabildiğinden olacak belki de… Nasıl yaşlandığımın farkına varmıyorum. 29 yaşıma geldim ve hala aynı adamım. Hala bazı şeyler olmuyor. Neden olmuyor? Ben de bazı şeyleri yapamıyorum çünkü, korkaklığımdan… Bazı şeylerden korkuyorum. İşte o anda korkmak için pek sebebim olmadığını anladım. Sigara,alkol,fazla kilolar… En fazla 50 yaşına kadar yaşarım. 50’den çıkar 29’u… 21 sene kalır. Şurda 5 doğumgünüm daha var, sonra ölüyorum.

SOYGUNCU (2): Küçükken hep düşünürdüm: Yarın kıyamet kopacak olsa ne yapardım acaba? Gidip açılamadığım kıza onu sevdiğimi söylerdim. Ya da gider sevmediğim birine kötü bir şey yapardım. Döverdim falan… Şimdi düşünüyorum. Ulan ne vasat adammışım ben. Kıyamet kopuyor ulan kıyamet, insan bu kadar küçük düşünür mü? Yarın ortada parçalarımız bile olmayacak. Git o kızı sik, adamın da anasını sik. Neden korkuyorsun be salak herif? Cehenneme gitmekten korkuyorsan git 1 günde namaz kılmayı öğren bari… Ah ulan ah! Küçüklüğümden beri küçük düşünmeye alıştım. Geldim 32 yaşına hala küçük düşünüyorum. Senelerdir orda burda çalışıyorum, para biriktirecez de, ortak bulacaz da , bankadan kredi alacaz da küçük bir yer açacaz… Yok arkadaş ben vazgeçtim, herkese hayatta başarılar diliyorum. Ben küçük bir yer falan açmıyorum, küçük bir silah alıyorum ve büyük bir yer soyuyorum.

SOYGUNCU (3): Hapse mi düşeriz? Düşelim amına koyim. En azından akşam ne yiycez diye düşünmeyiz! Bir de o geçen gittiğimde yüzüme bakmayan veznedar var ya… Onun var ya aklını alıcam aklını, yavvvvvvşakkkkk!

 

0
15
Tem

Çok romantik başladık, sonra geyiğe bağladı…

-Bugün eve dönerken lise arkadaşımı gördüm. Evlenmiş, memur olmuş, bir de erkek çocuğu olmuş. ”Sen napıyorsun?” dedi. ”Nolsun işte, aynı…” dedim. Adamı görmeyeli 4 sene falan oldu halbuki. Harbiden de aynı… Napıyoruz oğlum biz?
-Hiç bir fikrim yok. Bisletten düşmemen için pedal çevirmen gerekir, bizimki de o ayak, pedal çeviriyoruz.. İyi-kötü…
-Ne acayip ya?
-Ne acayip?
-Şey işte… 24 yaşına geldim nerdeyse, bisiklet kullanmayı bilmiyorum.
-Harbi mi lan? Ben bilmiyordum senin bilmediğini?
-Bilemezsin tabi. Ben kullanmayı bilmiyorum, sen benim bilmediğimi nerden bileceksin?
-Ney?
-Oğlum beni yolda bisiklet kullanmazken görmeme gibi bir ihtimalin yok herhalde?
-Evet,yok… Neyse ne diyorduk?
-4 sene oldu diyorum değişen bir şey yok. Napıcaz bilmiyorum? En iyisi annem diyeyim, konu komşuya haber salsın bana helal süt emmiş bir kız bulsunlar.
-Valla ben de öyle yapayım, ne emmiş olursa olsun bu saatten sonra başka çare kalmadı.
-Ulan ne hale geldik be.. Emekli memurlar gibi takılıyoruz. Sane dedim bir büfe açalım ortak, 3 gün sen başında durursun 4 gün ben. Kafamıza göre takılırız, cebimizde para olur. Dinlemedin beni…
-Ulan para olsa ben 8 gün de dururdum başında , hıyara bak …
-Ulan Alex futbolu bırakacak daha bi kombine bile alamadık. Yazıklar olsun böyle hayata…
-Cerrahpaşanın santraforu Alex Kazım’ın çocuğu olmuş bu arada… Çocuğun adını ne koymuş bil bakalım.
-Ne koymuş? Alex mi?
-Alex koycakmış nüfus memuru yanlışlıkla Hagi diye kaydetmiş. Aklı oraya gitmiş.
-Yapma bee… Ulan millet iyice çoluk çocuğa karıştı…

 

 

Onur Dalar – 15 Temmuz 2012