Yazar Arşivi

Mavi Tomurcuk 1 için yorumlar kapalı
6
Oca

Mavi Tomurcuk 1

Mavi Tomurcuğun Hikayesi (1) (2009)

Aslında hiçbir şey gerçek değil.Aklıma sahip olma çabasındayım şu aralar…
Kenar mahallenin birinde, bir beton damda oturup, top oynayan çocuklara taş atan, deli kadın.İşte toplum, çevre, biyolojik aile aynı şekilde taşa tutuyor beni, sanki bana verebilecek bir tane tavsiyeleri varmış gibi… Ama yok.

Kendilerine verebilecek  tavsiyeleri dahi yok.Mutluluğumdan rahatsızlık duyan insanların çevremde olması geriyor beni.Dalımdan koparmaya çalışıyorlar.Çünkü Mavi bir tomurcuğum.Bu ezikler ve yitikler komedyasının siyah sahnesinde, tek bir mavi tomurcuk, koparılmayı hakediyormuş meğer…

Nafile çabalarınız….
Beni benden ayıramayacak kimse…
Şimdi beni bana bırakın biraz,

Düşüncem ağrıyor…

Feyyaz Alaçam – 06 Ocak 2014



Neden yolculuk yapar insan? için yorumlar kapalı
6
Oca

Neden yolculuk yapar insan?

Neden yolculuk yapar insan? (2009)

Yanlış soru.’ Neden doğar insan?’ demek gibi bir şey oldu bu.
İnsanın yolculuğu, doğar doğmaz başlar.Yaşamak ve yol almak, ikisi de aynı şey aslında… Ufak bir hikaye ile anlatayım size ;

Yeni doğmuş bir çocuk, anne babasını görmekle başlar hayata.Genc bir gezgin de, bir çiçekteki renk cümbüşünü, gökteki parlak yıldızları, dolunayı ve rüzgarı fark edince düşer yollara.Doğa kendini sunar insana.Onu gördüğümüz, hissettiğimiz kadar güzelleşir insanlığımız…

Sonra küçük çocuk hareketlenmeye başlar.Eli rahat durmaz, dokunmak, keşfetmek ister her şeyi… Genç bir gezgin için de durum aynıdır, yollara düşmek, yeni yaşamları keşfetmek, ayak basılmamış yerlere gitmek arzusu ile dolup taşar koca yüreği.

Bizim ufaklığa, bir çift terlik nasıl çekici geliyorsa, yola düşmüş bir gezgine de akarsular, ırmaklar, şelaleler çekici gelir… Küçük çocuğun, elini terliklere sokma çabası, bizim gezginin, bir şelale altına geçip, çırıl çıplak özgürlük naraları atmasına benzer.

Küçük çocuk yavaş yavaş yürümeye başlar.Odasından çıkar önce.Mutfağı karıştırır biraz.Evin odalarını dolaşır sırayla.Bir gezgin de önce, kendi ülkesindeki güzellikleri görür, sırtında bir çanta ya da altında bir bisiklet ile köy köy, şehir şehir dolaşır tesadüfen doğduğu memleketi.Ama insandır o… Yeryüzündeki her güzellik onundur, memleketi yoktur aslında.İçi taşar bir süre sonra, yolda olma tutkusunun, onu dünyanın öteki ucuna götüreceğini iyi bilir.Güler yüzlü insanlar çeker onu.Onlara sarılmak, insanların yaşanmış hikayelerini kendi ağızlarından dinlemek ister.Göyüzüne bakar, bir bulut olmak ister…

Artık evin içinde koşmaya başlayan çocuk ile yaşadığı ülkedeki güzellikleri görüp bitirmiş genç gezgin için karar verme zamanı gelmiştir.

Ufaklık, balkondaki güvercinin kanadına dokunmak için, balkon demirlerine tırmanmaya çalışıcak ya da mutfaktaki annesinin sözünü dinleyip, annesinin verdiği çikolatayı yiyecek.Eğer kuşun kanadına dokunabilirse, heycanlanacak ve gülümseyecek çocuk.Yok, eğer annesinin sözünü dinleyip çikolata yemeyi tercih ederse, o küçük, her şeyin yapay olduğu evde körelecek ruhu.Kuşa dokunursa yaşamaya, çikolata için durursa ölmeye başlayacak ufaklık.

Gelelim bizim genç gezgine…
Onun da iki seçeneği var.Ya sığmayacak denizlere, göklere, kendine.O şehir senin, bu ülke benim durmaksızın gezecek.Hayatın boynuna kementi geçirip, paldır küldür yaşayacak dünyanın hiç gidilmemiş topraklarında.

Ya da korkacak yeni yerler görmekten.Şimdiye kadar gezdiği yerlerle tatmin etmeye çalışacak kendisini.Toplumun çatık kaşları arasında nefes almaya çalışacak.Uzak denizlere bakamayacak hiç.Ağız dolusu küfür edemeyecek, onu durdurmaya çalışan, aynılaşmış insanlara…

İşte hayat, işte yolculuk… Bireyselliği bile tercih meselesi olan karın ağrısı.

Ben neyi tercih ettim söyleyeyim size.Yüreğimin babasıdır aklım.Soruyorum yüreğime;

Seç oğlum !
Yaşamak mı?
Ölmek mi?

Yüreğim cevaplıyor hemen;

Paldır küldür yaşamak istiyorum babacığım… Paldır küldür…

Sonra rahat bırakıyor aklım, yüreğimi.
O gün bu gündür,
denizde bir dalgadır yüreğim, kendi içine taşan…

 

Sevgiyle…

Feyyaz Alaçam – 06 Ocak 2014



Düne Bugüne Yarına Dair için yorumlar kapalı
6
Oca

Düne Bugüne Yarına Dair

Düne Bugüne ve Yarına Dair…

İçinde olduğumuz hayata, hükmedebileceğimiz tek zaman ‘ Şimdi ‘ dir… Aslında, alınan ani kararların getirisidir yaşam.

‘Gelecek’ için söylenecek bişey varsa… Gelip gelmeyeceği hiç belli değildir, bu yüzden gelecek için yaşamak şimdiki zamanı yok etmek demektir.’ Geçmiş’ ten hiç bahsetmiyorum bile.Çünkü onun için yapılacak hiç birsey yoktur… Durumlar böyleyken, geçmişi düşünmek neden?

Ya da geleceği düşünmek… Belki de asla başınıza gelmeyecek şeyleri arzulayıp hayal kırıklıkları ile dolu bir yaşamı tercih etmek.Anlamsız, türlü korkulara kapılmak, durmak neden? Tamam ! insanın hedefleri olmalı mutlaka, zaten insanı var eden hayalleridir. Ama hedefler uğruna yaşamak saçma.Sürekli ileriyi düşünerek bugünün getirilerini avuçunuzdan kaçırmak, yok saymak HAYATI ERTELEMEKTİR…

Şuan kalbiniz atıyorsa eğer… Pompalıyorsa, sorgusuz sualsiz, kanı damarlarınıza, durmayın.Sorgusuz sualsiz yaşayın sizde.Hayata dair yaşanması mümkün ne varsa ‘Şimdi’ yaşanıyor çünkü…

Ve unutmayın ki, her soluk insanın ömüründen bir parçanın uçup gitmesidir.Ölüme yaklaşmak için değil, hayatı yakalamak için nefes alın

PALDIR KÜLDÜR YAŞAYIN…

Feyyaz Alaçam – 06 Ocak 2014

Latin Amerika Yol’u için yorumlar kapalı
6
Oca

Latin Amerika Yol’u

 

Benim için endişelenen dostlarım için,
İlk ve son açıklamamdır.

Özgürlügü rakamla yazamazsınız.O yüzden rakamsız bir ‘yol’ bu.

Haritada görüldügü gibi, Arjantin – Şili – Bolivya – Paraguay da bisiklet kullanıp, Peru daki İnka antik şehrine, o filmlerde görüp heycanlandıgım, Macu Piccu ya trenle gidecegim. O eşsiz yerden kendimi aşşagıya bırakmazsam, bisikletimle Paraguay üzerinden Buenos Aires’e geçecegim.

Belki bisikletimi Paraguay çocuklarına hediye edip onların suratlarına dokunur, otosopla Arjantin’e devam ederim.Buenos Aires sokaklarında yapacagım tangonun ateşi, benim Arjantin’de yaşamama neden olabilir.

Bilmiyorum.
Bildigim bişey varsa, oraya gidip her taşın altına bakmam lazım kendimi bulmak için.

Rakam yok,
Yol’u tamamlayacak param yok, yol’u tamamlamak isteyen de yok.
Ansiklopedik bilgi yok,
Proje ya da sponsor yok
Yabancı dil yok
Tanıdık yok

İkinciel bir fotograf makinesi, biraz sol ve bol miktarda sevgim ve cesaretim var.Dünyanın her yerinde para kazanabilecegimi düşünüyorum, yalancılıklardan ve körlüklerden uzak duracagım.Yaşamsal ihtiyaçlarımı biliyorum :)

Mantıgımı, para için yaşayanlara bırakıyorum.
Kötü bir örnegim ben, haberiniz olsun :)

Deniz berraklıgı aklım duradursun, ben kararlarımı yüregimle veriyorum.
Aslolan yürektir…

Söylenecek çok şey var belki.Ben susmayı tercih ediyorum.

Keşke’lerle geçeçek bir ömür yaşanmasa da olur.
O yüzden bir sonbahar sabahı, sessizce gidiyorum.

Sevgim Ve Mavi Yüreğimle…

Feyyaz Alaçam – 06 Ocak 2014

Karar-siz-lik Mekanizması için yorumlar kapalı
6
Oca

Karar-siz-lik Mekanizması

Mantık Ne Söyler? Yürek Ne Yapar?

Neden hep yüregimle karar verdigimi düşündüm de;

Mantigin istegi rahat ve garantide bir yaşamdır.Mantıgımızı ne kadar kendi haline bırakırsak, o kadar güvende yaşamak istiyecegiz.Bunu, bir kamp sırasında, çadırımı tamamen içgüdüsel olarak bir ağacın altına kurarken fark ettim.
Mesela, dört duvar dikeriz, sonra kapıya bir kilit.Ardından bir de demir kapı yaptırırız ”dışarıya”.Eger mantıkla devam ederse bu olay, dışardaki demir kapıya bir güvenlik görevlisi, üstüne bir de kamera.Kendi üstümüze kurduğumuz bir ”beton kafes” in İnşası yani.

Başka bir örnek; yagmurlu bir havada botları çekeriz.(Ki bu bile çıplak ayakla yürümenin verdigi o en gerçek hissi öldürür.Yine de bundan vazgeçeriz, plastige basarak yürürüz) Tam dışarı çıkacakken mantıgımız bizi uyarır; ” dışarısı ne kadar güvenli” yağmurda yürümeye ya da araç kullanmaya deger mi dışardaki iş? En iyisi ertesi güne ertelemek bunu, güneşli günlerde daha az trafik kazası olur mutlaka…

Trafik kazası sizin içinizde olmuştur çoktan.Tutkunuza, mantıgınız çarpmıştır ve yitirmeler silsilesidir bu kazanın bilançosu.Duruma göre, aşkı, özgürlügü, yagmur altında harika bir yürüyüşü, bir küçük bisiklet yolculuğunu yitirmişsinizdir.

Yüregim kocaman sokaklarda ”Yaşamak” diye bagırır.Yüregimin her kararı sonucunda mutlu olurum.
Peki, hem rahat ve güvende hem mutlu bir yaşam süremez mi insan?

Özgürlügü ve aşkı sınırlandırabilirse, sabit ve rutin bir hale getirebilirse, evet.Bu durumda, ancak yoksul bir özgürlük sıgdırabiliriz garanti ve güven düşkünü bir hayata.Çünkü belirsizlik, rahatsızlık verir.
Doğaçlama bir yaşam, yani sözleşmesiz bir özgürlük ve aşk, güvende olma hissini ortadan kaldırır.

Ben seçimimi çoktan yaptım da, sizin için açayım dedim konuyu :)
Sevgimle.

Feyyaz Alaçam – 06 Ocak 2014