Yazar Arşivi

Müsafir Tabağı Öyküsü için yorumlar kapalı
6
Oca

Müsafir Tabağı Öyküsü

Misafir Tabağı

Ne gülünç şey ”saklamak”…

‘Yarın’ a inanmayan, yalnızca ben varım gibi geliyor bazen.Bakıyorum, kıyıda köşede saklanmış tek kelime, tek sevgi yok.Sevgileri bağır çağır ve keşkesiz, gülümsemeleri bir de…

 

Anneannemin evi ile benim evimin arasında 100m kadar mesafe var.Canım feslegen kokusu solumak istedigi zaman çalıyorum kapısını ( ne vakit yüzünü yıkasa o kadın, yüzdeki çizgilere gizlenmiş anılar, feslegen kokusuna dönüşür o dar koridorunda… ).

Dün çay içtik… Havadan ve komşulardan konuştuk biraz.Bahçede birkaç armut olmuş, ikram etmek istedi.Dedi ki sonra ” sana müsafir tabağı çıkartayım güzel oğlum benim ” , hafifçe gülümsedim… ”Müsafir tabağı” Çicekli desenli, parlak porselenden…

İçerimde bir kırık bir azeri türküsü duymaya başladım.Başa gelen bir yokluğu, kabul etmek zorunda kalışımdaki ezgi işte.

23 yıldır, meğer o renkleriyle şenlikli, desen desen porselen tabaklar, dururmuş oturdugumuz masanın arka tarafında.Fena çabalıyorduk biliyorum, aile yemeklerinde şenlik katmak için masaya… Sanırım, şenligi yarınlara, misafirlere, belki de hiç gelmeyecek olan misafirlere saklamış bizimkiler… Gökyüzünü anlayan hangi insan, yarına saklar güzellikleri? Bizimkiler, güneş başka kentleri aydınlatmaya başlar başlamaz, uykuya dalmışlar anlaşılan.

Annem güzel yufka ekmekler yapar, bu marifetini iyi bilirim.Dün de ögrendim bir tutam bir şey anneannem hakkında ;

Anneannem dün yıldızlara bakmış olmalı,
bana
misafir tabagı çıkarttı…

Feyyaz Alaçam – 06 Ocak 2014

Terlikteki Toz ve Güneyden Şarkılar için yorumlar kapalı
6
Oca

Terlikteki Toz ve Güneyden Şarkılar

Terlikteki Toz ve Güneyden Şarkılar

Karşılaştıgınız bir insanın ayaklarına neden önce bakarsınız? Bilirim çogunuz öyle şeyler yapmazsınız.

Bir terlik almıştım Paraguay’dan.Yerlilerin giydiği, neredeyse hemzemin bir terlik.
Birkaç ülke gezdim o kahverengi şeylerle.Ve o terlikler işte, fakir gözler serdi önüme, belki onlarca…

Arjantin’in Cordoba’sında da, İzmir’in Buca’sında da, çok sık rastlanır o gözlerin sahiplerine.

İzmir örneğiyle açıklayayım konuyu ;

Güneyden şarkılar ögrendim, dostlarıma söylemek için atladım İzmir’e gittim.Neredeyse koşarak…

(yaşanan bir şarkının vidyosu Youtube)

 

O en büyük caddelerinde, onca insanın aynı anda sustuğu, ruhsuz, kısa otobüs yolculuklarında hep ayağımda o rahat, hatta şenlikli terliklerim vardı.
Bir sıcaklık, bir gülümseme, belki tanıdık bir yüze rastlama umuduyla insanların gözlerine baktım biraz biraz…

Gözlerini ayaklarıma dikmişlerdi… Önce ayaklarıma…

Parmaklarımın üzerinde birikmiş şehir tozunun miktarını hesaplıyorlar, hafif hafif geriye çekiliyorlardı.
Terliklerime bakıp gülümsedim.
”İyiyiz bee” dedim.

Kravatlarıyla, ellerinde, işkence dizüstü bilgisayarlarıyla, saçları da bakışları gibi neredeyse birbirinin aynı olan, hatta kıyafetlerine aynı kokuyu boca etmiş bir ‘sürü’nün ortasındaydım.

Terliklerimden gözlerime gelene kadar bakışları, çok da bir şey kaybetmediler belki ama, ben ayrıldım sahnelerinden…

Edip Cansever usta diyor ya;

”…
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle
… ”

Evet, tam bu sevinçle işte, mavi getirmiştim onlara, gözlerimle…

Onlar, terliklerimdeki, griyi ”tercih” ettiler…

Feyyaz Alaçam – 06 Ocak 2014

Yağmur Sonrasına Güzelleme için yorumlar kapalı
6
Oca

Yağmur Sonrasına Güzelleme

Yağmur Sonrasına Güzelleme

Birçok insan sever toprak kokusunu, hele sagnak bir yağmurun hüznü
ilişmişse topraga.

Ben, ne vakit bir yağmur bulutu görsem mesela (ki hep çatıktır kaşları)
gözlerim bir avuç toprak arar.

 

Eğer her şeyim tamamsa, yani yağmur, hüzün ve toprak, yer etmişse
şuralarıma, bir soru ile başbaşa kalırım dışarda ;

Yörükler, bahçivanlar, topraklarına aşkla bakan insanlar, her yağmurda
gülümserler.

Yüzlerine bakmanıza bile gerek kalmaz anlamanız için, huzurlarını ve
memnuniyetlerini saça saça dolaşırlar, neredeyse gökyüzünde, biraz da,
yeşil ortaklığıyla işte…

Toprak üstüne de, su üstüne de, çoook şarkılar söylenir, şiirler bağırılır.

Aşık Veysel’in ‘sadık yari’ dir mesela,
Can Baba’nın ‘içine giresi geldigi’ güzellik sonra…

Henüz su hakkında ahkam kesecek cesaretim yok !

İnsan, durup dururken ‘toprak’a söz dizer mi?
Dizmez mi ki arkadaş !

Hele güneşin ağır tahriği ile, toprakta yalın ayak yürürken bulursa kendini…

Üstüne bir de sahne canlandı gözümde iyi mi?
14 – 15 yıl öncesine ait bir sahne ;

-Oğlum yalın ayak yürüme toprakta, ayağına bir şey batar sonra !

– Bir şey batıncaya kadar yürüyecegim toprakta baba…

Feyyaz Alaçam – 06 Ocak 2014

 

Yer ve Gök İçin Yeni Yüz için yorumlar kapalı
6
Oca

Yer ve Gök İçin Yeni Yüz

Yer ve Gök İçin Yeni Yüz

Alfabe kullanmakta zorluk çekiyorum uzun zamandır.

Kara kalemimle mavi güneşler çiziyorum, yanına, bir güzel kadın yakınlıgında Kuzey Yıldızı…

Tam aşktan bahsetmeye meyil ediyorum, hava kararmaya başlıyor.Alacakaranlık diyorum, aşkın eşiği.

 

Çizdiğim Güneşlerden biri, sırtımı sıvazlamaya başlıyor.Derken parmaklarıma uzanan üşengeç eller, yarım şarkılarının sesini iyice kısıyorlar, ben Güneşle önsevişme halinde, onlar bizim gölgemizde.

Ezgilerin en güzeli kalıyor bana ; turuncu.

Kalpte Güneş olunca, akla Dünya düşüyor.
Bir cümle daha, çok sesler peydahlayan kalbimden, ağzıma ;

Aklımdan büyüksün sen Dünya,
Kalbimden, değil !

Ağızımda  metal para tadı, diş etlerim kanıyor, özgürlükten…

Feyyaz Alaçam – 06 Ocak 2014

Aşık Veysel ve Aşık Veysel için yorumlar kapalı
6
Oca

Aşık Veysel ve Aşık Veysel

1 Haftadır falan size Aşık Veysel’i hatırlatmak geliyordu içimden.Ama öyle degerli bir adam ki o benim gözümde, nereden başlasam bilemedim.Dün gece, onu dinliyordum yine.Aşık Veysel’in , doludan dolayı yaprakları parçalanan bir kiraz fidanına yazdıgı şiiri (Gerçek Aşık) dinleyince, bir hüzün geldi kondu yüregime.Onunla ilgili bir şeyler karalamak geldi içimden.

Aşık Veysel ölünce, Fikret Kızılok sazını kırmış ve müzige bir süre ara vermişti 1973′de…
Fikret Kızılok’un hüznünün ne denli büyük oldugunu bir an olsa bile hissettim.

Aşağıdaki eserin sözleri Aşık Veysel’e , bestesi Fikret Kızılok’a ait Yumma Gözün Kör gibi
Fikret Kızılok – Yumma Gözün Kör Gibi

Fazıl Say,1997′de Black Eart adında bir albüm yapmış, Benim Sadık Yarim Kara Topraktır türküsünü bestelemiş.Ve Fazıl Say’dan sonra, şimdiye kadar yaklaşık 800 kez bu beste birçok konserde çalmış başkaları tarafından (bir televizyon programında söylemişti, besteyi tescilleyen yerden , yaklaşık 800 kez alındıgını). Fazıl Say, elini piyanonun içine sokarak, baglama sesine yakın bir ses çıkarmaya çalışmış… Bu da sadece Fazıl Say’ın yaptıgı bir yöntemdir.

İşte o beste;
Fazıl Say – Kara Toprak

Siyasiyabend’i bilirsiniz belki, sokak sanatçılarıdır onlar… Veysel’in bir çok türküsünü sokakta söylediler.

İşte size Siyasiyabend yorumu Seher Vakti türküsü
Siyasiyabend – Seher Vakti

Daha ne söylenir ki üstüne… Onun Şarkıları her yerde…
Güzel yaşayan o adamın, Aşık Veysel’in kendi sesinden, benim en çok etkilendigim bir türküsünü paylaşacagım son olarak. Segiyle…

 

Bulamadım

Bu arada , hala onun görme engelli olduğunu düşüneniniz var mı?

 

Feyyaz Alaçam – 06 Ocak 2014