Yazar Arşivi

0
10
Oca

Matruşka Gibi

Gözlerinde bir hakikat vardı
Ona varabilmek için uzadım durdum
Yüreğim koşar adım yanaştı, çoğaldı O’nda
Varmanın, hakikati bulmanın telaşı sardı bir anda
Ve bir merakla bağırdı
Çığlık oldu
Matruşkalara benzetti, yarattı nefesinde
Açtıkça bir başka O’nu karşılamanın, bir başka ona varmanın sevinciyle
‘Ben kimim’i sordu gözleri ve cevabı, O’nun varlığı.
Tanrı nasıl bir insanı bütünleştirip sunmuştu
İnsanlığın üzerine serperek hem de…
O ben mi? Ben o mu? Aklıma uydurdum hepsini ve yüreğimde birleştirdim. Gölgesini kendi karanlığımdan ayırdığım an dünyayı O’nun hakikatiyle anladım.

Hakikat üç beş kelamın boynunu bükmesi değil, ondaki canın soluk almasıydı. Ellerimi açtığım an dilimden göğe uçtu birkaç ayet-i kelime

“Bize verilen kıymetlidir. Senden gelendir. Onu koruyacağız, sakınacağız.  Varlık sahasına girip onunla bir yanacağız”…

Eğer sana varlığını hatırlatan bir çöp bile olsa onu öpüp başına koymalısın dendi. Sonra varlığına ve onu hatırlatan varlığa şükretmelisin.

Ondan geleni korumak senin işin, varmak istediğin her yer koruduğun hakikatler olacak…

 Sevinç Özilice – 10 Ocak 2017

0
11
Ara

Sesin Kaybı

Hayatın her alanında bir kayba uğruyor insan gerek beden gerek ruh gerekse zihninde…

Arıyor kaybını tüm boşluklarda izini sorguluyor adım adım.

Ben de o boşluklardan birindeyim. Kayıp bir ses boşluğu… Arıyorum sesimi. Boşlukta yankı bulan o ses, duyamıyorum. Kulaklarımla bir yol haritası çiziyorum o yolu takip ederek arıyorum, bulamıyorum. Kayboluyor yine. Bulunca yapacağım şey avuçlarımın arasına alıp tutmak ve duyduğum o sesi nefesime dökmek. Kaybolabiliyor işte her şey gibi sesler, sözler, anlamlar…

Korumak istiyorum onları. Henüz hayat bulmamış, tanıklık etmemiş dünyaya.

Yaşatmak istiyorum. Can bulsun diye, canları doldursun diye.

Bulamıyorum. Aradığım ses kayıp bir ses. Hangi boşlukta yankı buluyor, bilmiyorum. Acelece ve acemice koşuyorum yakaladığımı sanıp alıyorum avuçlarımın arasına fakat bulduğum ses yaşamış, tanıklık etmiş, can bulmuş.

Ben yaşamamış o sesin peşinde kulaklarımı bekçi etmiş kovalıyorum ha kovalıyorum. Bir saklambaç oyununda ya da bir ebe arayan oyun kuramında.

Bekliyorum. O sesin de beni beklediğini bilerek. Onu yaşatmak adına bekliyorum.

Dünya döndükçe kendi çemberinin dışında, bizi içine aldığı çemberin dönmediğini sanıyorum. Duruyorum. Ne ölüme ne umutsuzluğa ne savaşa ne de dünyada ses bulmuş çirkin anlamlar değil beklediğim. Onlar beklediğimi görünce tutuyor kulaklarımı ve söylüyorlar bana evrendeki seslerin sırrını:

“Bu evren bizi sahiplendi beklediğin ses ya da kaybettiğin ya da arayıp durduğun o ses, gelir mi bilmem. Baksana insanoğlu hep oraya koşuyor ve orda biz varız…” Ben yine de bekliyorum yeşil ışık yanacak benim kulağıma tanıklık etmiş yollarda ve tüm insanlığı da aydınlatacak sesleri doğuracak o yollarda.

Sevinç Özilice – 11 Aralık 2016