9
Eyl

Gelecek dediğin, bu günü görmeyenlerin uydurması..

caravan

Büyüklerin her zaman haklı olduğunu düşünüp, küçüksünüz dedikleri insanları ciddiye almamaları sadece ego tatminidir. Kendi dile getiremedikleri ve yaşayamadıkları hayatların hayallerinin kuruluyor olmasının acısını ise küçümsemekte görürler.. Bu her zaman böyle devam eder, nesilden nesile aktara aktara din gibi ilerler. Yetiştirdiklerine inandıkları çocuklara aşıladıkları bulantılı düşüncelerle televizyon ekranına dönen insanları yaratmaktan geri kalmaz..

Geçmişte bir karavan alacağım ve yola çıkacağım diyen gence ailesi “Ne karavanı önce sen bi okulu bitirde ise gir sonra…” dedikleri anda o karavan çoktan tekerlekleri sökülmüş bir halde köşeye terk edilmiştir. Çünkü bu cümleleri devam eden sıralama hiç değişmeyecektir;

Okulu bitiren genç artık işe girmiştir ve para biriktirip hayalini gerçekleştirmek istediği anda “Eeee kaç yaşına girdin, kıyıya köşeye at biraz geleceğini düşün evlen artık bir hayat kur” denecek ve biriken hayaller karavanın içindeki rahatsız bile olsa mutluluk dediği yatağı yok edecektir. Ama o hayal durur orada! Bir gün eşimle gideceğim der bu insan ve sonraki nokta gelir;

“Torun sahibi yapmayacak mısınız siz bizi?” Diyen ebeveyn seni bir uçuruma daha itmiştir. Belkide sen çocuk sevmiyor, kendinde bu dünyaya bir çocuk getirip uğraşacak kadar önem vermiyorsundur ama bunu asla anlatamayacaksındır! Çünkü o sesler sana durmadan fısıldamaya devam eder, derler ki “Çocuğun kıymetini büyüdüğünde anlayacaksın” artık eş ile gidilecek karavan yolculuğu çocuğun okul masrafları, ergenliği vs eylemleri arasında parayı tüketmiş ve yekerlek ve yatacak yatağı olmayan karavanın pencerelerini de söküp atmak ile ilerlemiştir. Yine de bitmez sesler.. Senin giyimine kuşamına, damak zevkine göz zevkine ket vuranlar, çocuğuna da bunu yapman gerektiğini söyleyerek beynini kemirmeye başlamıştır… Kendin için yaşamayı bırakıp onun kendi hayatını kurmasını beklerken emekliliğin de kapıya dayanır.!

Ulan dersin bu gün artık çıkıyorum bu yolculuğa, seni tutan bir engel olmadığına kanaat getirmişsindir sonunda ama bu kezde bacakların, her aksam önüne dayanıklılık makarnalar, 2 adim atmaya üşendiğin yollar, sporsuz sarkmış kollar yolculuğa çıksan bile bedenin seni yarı yolda terk etmiştir. Eğlenmeye ayıramadığın, hayallerini yaşamaya bir türlü adım atamadığın dizler çoktan gitmiştir.. ve karavanın ayakta kalan tek noktası direksiyon da seni dımdızlak terk etmiştir…

Sırf misafir geldiğinde onlara hizmetçilik etmek için ayırıp içine girmediğini o salon gibi sende sonunda eskiyip gitmişsindir.. dışarıdan baktıklarında evet en kaliteli koltukları, hiç kimsenin kullanmadığı saçma kristal şarap bardaklarını reklam ettiğin rafların arasına senin gelecek diye beklediğin güzel düşleri terk ettiğin gibi, çocuğununda hayalleri senede 2 3 defa kullanılan o çok pahalı porselen tabak takımına dönmüştür.. Bir parçası kırılsa çöpe gidecek olan tabak takımına…!

Bu hiç bitmeyen döngünün sonunda ileride anlayacaksın o çocuğun değerini diyenler mezara, sense bir bakım evinin konforlu tek odasına yerleşmişsindir.

O yüzden efendiler, bu günü yasamadan cenneti düşleyen dindar adamlar, bu güne bakmadan gelecek planları kurarak hayatını mahveden tek canlılar insanlardır be aptallar!

İrem Çetin İpek – 10 Eylül 2016

(Gecenin biri)

...